Bugun...
Yenileniyoruz
Günümüz İnsanı


Ruşen Nilay Gürsel
rusennilay@hotmail.com
 
 

"Sabırlısın ama beklemiyorsun, özgürsün ama seçmiyorsun, müsaitsin ama hiçbir şey seni harekete geçirmiyor. Hiçbir şey istemiyor, hiçbir şey talep etmiyor, hiçbir şeyi dayatmıyorsun. Hiç dinlemeden duyuyor, hiç bakmadan görüyorsun." Georges Perec

Gözlerimizi kaçırır olduk birbirimizden. Birbirimizin yüzüne bakamaz olduk. Utançlarımız büyüdü. Ahlaki değerlerimiz zayıfladı. Ar damarımız mı çatladı ne? Yaptık, yapmadık dedik. Gördük, görmedik dedik. Çocuklar öldü bir yerlerde. İnsanlar dondu kamyonlarda. Bir zamanlar cenneti ayaklarının altına serdiğimiz anneler, kadınlar görünmez oldu gözlerde. Kötü sözler dillerde.  Dahası gülümseyemez olduk birbirimize, sevemez olduk birbirimizi, şüphe yerleşti gönlümüze. Safi şüphe… Çöktü ümüğümüze.

Kim mi bu? Günümüz insanı. Bedeni de ruhu da köleliğe eyvallah etmiş günümüz insanı. Yalnızca çalışmaya, hep daha fazlasına, alt edilmemeye, haksız da olsa üste çıkmaya, ben bilirim demeye, gönül vermemeye, intikam almaya, hor görmeye, yargılamaya kodlanmış günümüz insanı. Kendinden bile haberi olmayan, kendini bilmeyen günümüz insanı. Kendinden haberi olmayan başkasını bilir mi ki? Aşık Hüdai der ki, “Hal ehli olmayan bilir mi halden.” Doğru değil mi? Hem de dosdoğru.

Nasıl geldi ki bu hale günümüz insanı. Ne oldu da bütün bu olanlar, bu körlük, bu ‘ben’cilik başladı. Nasıl oldu da bu kadar kapattık ruhumuzu bütün olanlara. Bence bunu başlatanlar bir adım öne çıksın. Bize ne yaptıklarını, neden yaptıklarını anlatsın. Çözüm yolunu bir de; kaybolan ruhların nasıl geri döndürüleceğini…

Bu kadar kolay olsaydı keşke. Gerçekten birileri öne çıkıp, “Evet bunları biz yaptık. Amacımız şuydu, sorunun çözümü de bu” dese.

En kötüsü de ne biliyor musunuz? Tüm bu olanların farkında olup bunun önüne geçememek. Aklımız düşman bize adeta. Kime sorsanız aynı şeylerden şikayetçi, aynı ‘doğru’ fikirlere, çözüm önerilerine sahip, olması gerekenler sıralanıyor her mecliste; hayat nasıl daha güzel olabilir, nasıl daha mutlu olabiliriz? Sonuç var mı? Herkes dalmış kalabalığın büyüsüne, sürüklenip duruyor. Bütün doğrular havada uçuşuyor. Herkes takılmış kalabalığa, sürüklenip gidiyor.

Benim var mı bir çözüm önerim. Emin değilim. Ama en önemlisinin insanı sevmek olduğunu düşünüyorum sanırım. Hem de iyisiyle, kötüsüyle. Öyle ya. Her birimizin içinde iyi de var kötü de. Doğal akışına bırakmalı hayatı. Herkes kendisinin de içinde bulunduğu hayatı tüm doğallığıyla yaşamalı, kendine de tolerans göstererek, kendini affederek ve dolayısıyla diğerlerini de anlayarak yaşamalı hayatı. Sanırım bizi şüpheden çekip çıkaracak, utancımızdan arındıracak, daha mutlu olmamızı sağlayacak yol bu.



Bu yazı 487 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

HABER ARA
SON YORUMLANAN HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
FOTO GALERİ
GÜNDEMDEN BAŞLIKLAR

Konyaspor ligi kaçıncı sırada tamamlar?


YUKARI